HMK MADDE 350 KAPSAMINDA, ANONİM ŞİRKETLERDE ORTAKLIKTAN ÇIKMA PAYI ALACAĞI İLE LİMİTED ŞİRKETLERDE AYRILMA AKÇESİ ALACAĞININ KESİNLEŞMEDEN TAKİBE KONU EDİLİP EDİLEMEYECEĞİ HUSUSUNDA BİR DEĞERLENDİRME

ÖZET

Anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma payı alacağının; limited şirketlerde ise ayrılma akçesi alacağının kesinleşmeden takibe konu edilip edilemeyeceği hususu doktrinde ve uygulamada tartışmalıdır. Her iki şirket türü bakımından ayrılma alacağının kesinleşmeden takibe konu edilip edilemeyeceği de farklılık göstermektedir. Bu kapsamdaanonim ve limited ortaklıktan çıkma veya çıkarılma kararlarının kesinleşmeden takibe konu edilip edilemeyeceği hususu amir kanun hükümleri ve emsal Yargıtay kararları ışığında ayrı ayrı değerlendirilmiş ve sonuca varılmıştır.

ANAHTAR KELİMELER

kesinleşmeden takibe konu edilemeyen ilamlar, HMK madde 350, anonim şirketler, limited şirketler, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma payı, ayrılma akçesi.

GİRİŞ

Anonim Şirket ve Limited Şirket türleri pay sahiplerine tanıdığı imtiyaz ve pay sahiplerinin şirketin borçlanmalarında şahsi sorumluluğunun olmaması sebebiyle ülkemiz ticari yapısında en çok tercih edilen şirket türleridir. Şirketin yapısı itibariyle üçüncü kişilere ve diğer şirketlere karşı her ne kadar avantajlı yanları olsa da günümüzde şirket içerisinde ortaklık iç ilişkileri ile alakalı sorunlar gündeme gelebilmektedir. Bu sorunlar sebebiyle ortaklar arasında anlaşmazlıklar doğmakta olup şirketler, şirket içi meseleler sebebiyle ticari hayatlarına devam edememektedir. Bu anlaşmazlıkların çözümü için eTTK ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu şirket ortaklarının şirketten ayrılmasına ilişkin birtakım düzenlemeler getirmiştir. TTK hükümleri gereğince pay sahiplerinin şirketten ayrılması karşısında Anonim Şirketlerde pay bedelinin, Limited Şirketlerde ise ayrılma akçesinin ödenmesi gerekmektedir.

Bu makalenin konusu, Anonim Şirketlerde ortaklıktan çıkma, çıkarılma payı alacağının; Limited Şirketlerde ise ayrılma akçesi alacağınınYerel Mahkeme kararı kesinleşmeden icra takibine konu yapılıp yapılamayacağı hususunu şirket türüne göre HMK Madde 350 kapsamında değerlendirmektir.

Bu kapsamda makale üç ana başlık üzerinden planlanmıştır. İlk bölümde HMK Madde 350 kapsamında kesinleşmeden takibe konu olamayacak ilamlardan bahsedilmiş; ikinci bölümde Anonim Şirket pay sahiplerinin ayrılma alacağının kesinleşmeden takibe konu yapılıp yapılamayacağı irdelenmiş; son bölümde ise aynı husus Limited Şirket pay sahipleri için incelenmiştir.

Makalenin Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 350 Kapsamında Kesinleşmeden Takibe Konu Yapılamayan Kararlar başlıklı ilk bölümünde, emsal Yargıtay Kararları ışığında ilgili HMK hükmü değerlendirilmiştir.

Makalenin Anonim Şirketler ana başlıklı ikinci bölümünde, ilk olarak pay sahibinin şirket ortaklığından çıkma ve çıkarılmasıyla ilgili genel bilgi verilmiş; ikinci olarak ise Yerel Mahkeme tarafından verilen pay sahibinin ortaklıktan çıkma veya çıkarılma kararının kesinleşmeden takibe konu yapılıp yapılamayacağı emsal Yargıtay Kararları ışığında irdelenmiştir.

Makalenin üçüncü bölümünde ise, ilk olarak Limited Şirketlerde pay sahibinin ortaklıktan çıkma ve çıkarılmasıyla ilgili genel bilgi verilmiş; ikinci bölümünde ise Yerel Mahkeme tarafından verilen pay sahibinin ortaklıktan çıkma veya çıkarılma kararının kesinleşmeden takibe konu yapılıp yapılamayacağı emsal Yargıtay Kararları ışığında irdelenmiştir.

1. HMK MADDE 350 KAPSAMINDA KESİNLEŞMEDEN TAKİBE KONU YAPILABİLEN VE YAPILAMAYAN İLAMLAR

Bir mahkeme hükmünün istinaf edilmiş olması ve istinaf mahkeme kararının temyiz edilmiş olması, kural olarak o hükmün icrasını durdurmaz. Dolayısıyla ilâm alacaklısı, hükmün henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen, ilâmı takibe konu edebilir.

Bu kapsamda, ana kural olarak ilamlı icra yoluyla takip yapılabilmesi için hükmün kesinleşmiş olması şart değildir.Her ne kadar kararın kesinleşmemiş olması icra edileceğini önlemese de 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 350. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince bu kuralın birtakım istisnaları bulunmaktadır. İlgili hüküm; kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceğini açıkça belirtmiştir.

Hükümde tahdidi olarak sayılan kararlar Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararlarıyla ilgili kanun maddelerine atıfta bulunarak genişletilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 29.05.2017 tarihli 2015/5563 E. ve 2017/7892 K. sayılı kararında, “Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK 443/4 M.), Mahkumiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 4. maddesi), Kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı), Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK’nun 72. madde), Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar (MÖHUK. 41/2), Sayıştay Kararları (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 53. madde) ve İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar (577 sayılı İYUK 28/1)” kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlar olarak belirtilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2013 tarihli2013/3083 E. 2013/7792K. sayılı kararında da aynı husus belirtilmiş ve kesinleşmeden icra edilemeyecek ilamların kanunda tahdidi olarak sayıldığı kararına varılmıştır.

Dolayısıyla, kural olarak istinaf/temyiz yoluna başvurulması icrayı durdurmasa da HMK M. 350/2 fıkrası gereğince yukarıda anılı Yargıtay kararları ışığında bazı yerel mahkeme kararları kesinleşmeden takibe konu edilememektedir.

Bu makalede irdelenecek olan anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma/çıkarılma payının ve limited şirketlerde ayrılma akçesinin kesinleşmeden takibe konu edilip edilemeyeceğihususuna uygulamada çok sık rastlanılmamaktadır.

Her iki şirket yönünden ayrıntılı incelemeye başlamadan önce Anonim Şirket ve Limited Şirketlerdeki ayrılma pay alacağının kesinleşmeden takibe konu edilip edilemeyeceği hususunun şirket türü yönünden farklılık gösterdiği kanaatinde olduğumuzubelirtipkonu aşağıda detaylı şekilde değerlendirilmiştir.

2. ANONİM ŞİRKETLER BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME

     a. PAY SAHİBİNİN ANONİM ORTAKLIKTAN ÇIKMA VE ÇIKARILMASI

Anonim şirketlerde, şirket ile pay sahibi ortak arasındaki ortaklık ilişkisi kural olarak pay sahibinin payını devretmesiyle sona erer. Bu kapsamda ortaklıktan çıkma, çıkarılma veya şirketin feshi halinde pay sahibinin şirket ile ilişkisi sona ermektedir. Anonim ortaklıktan çıkma, eğer pay sahibinin iradesiyle ortaya çıkmışsa çıkma, iradesi dışında meydana gelmişse çıkarılma olarak tanımlanmaktadır.

TTK’nun Anonim Şirketlerde ortakların çıkma ve çıkarılma ile ilgili üç maddesinde hüküm bulunmaktadır. Şirket birleşme sözleşmesiyle ayrılma akçesinin bedelinin ödenmesiyle ortaklıktan çıkma, hâkim şirketin azınlık pay sahiplerinin paylarını satın almasıyla ortaklıktan çıkma, azınlık pay sahiplerinden birinin anonim şirketin haklı nedenle feshini istemesi karşısında mahkeme tarafından ortaklıktan çıkma kararı verilmesi hükümleri düzenlenmiştir.

       i. TTK Madde 141’de Düzenlenen Birleşme Sözleşmesi Gereğince Yedek Akçe Bedelinin Ödenmesi Talebiyle Ortaklıktan Çıkma

TTK Madde 141; “(1) Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.

(2) Birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde, sadece ayrılma akçesinin verilmesini öngörebilirler.”amir hükmünü düzenlemektedir.

Kanun maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, birleşmeye katılmak istemeyen veya birleşmeyi kendi menfaatine aykırı gören ortakların zorla yeni şirkette tutulması doğru olmayacak, bu kapsamda yeni şirketin yönetiminde de birtakım sıkıntılar meydana gelme ihtimali doğacaktır. Bu doğrultuda 6102 sayılı TTK, modern şirketler hukukuna uygun şekilde ve ticari hayatın devamlılığı ilkesi gereğince ortaklara yenilik doğurucu bir seçim hakkı tanımaktadır.

Dolayısıyla TTK madde 136’da yer alan ticari şirketlerin birleşmesini düzenleyen madde hükmünün atfı ile TTK madde 141 hükmü gereğince birleşme sözleşmesinde, ortaya şirketten ayrılma seçimlik hakkı tanınabilir veya sermayenin yüzde doksanının oylarıyla alınacak kararla ortak şirketten çıkarılabilir.

          ii. TTK Madde 208’de Düzenlenen Hâkim Şirketin Azınlık Pay Sahiplerinin Payını Alması Yoluyla Ortaklıktan Çıkma

TTK Madde 208; “Hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahipse, azlık şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa, hâkim şirket azlığın paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde belirlenen değer ile satın alabilir.” amir hükmünü düzenlemektedir.

Kanunun gerekçesinde, hükmün amacı net şekilde belirtilmiştir. Bu doğrultuda, şirketin paylarının ve oy haklarının yüzde doksanının aldığı kararlara karşı çoğu kişisel olmak üzere çeşitli sebeplerle karşı çıkan ortakların şirketin faaliyetlerini engelleyen davranışlarının önüne geçilmesi ve ticari hayatın olağan şekilde devamlılığı amacıyla hâkim şirkete, azınlığın paylarını satın alma hakkı tanınmıştır.

          iii. TTK Madde 531’de Düzenlenen Şirketin Haklı Nedenle Feshi İstemi Sonucunda Mahkeme Tarafından Verilen Ortaklıktan Çıkma Kararı

TTK Madde 531; “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezininbulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” amir hükmünü düzenlemektedir.

6752 sayılı eski Ticaret Kanunu’nda yer almayan bu hüküm, 6102 sayılı TTK ile getirilmiştir. Kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere, şirketin feshi talebini azınlık hakları pay sahibi sadece haklı sebeplerin varlığı halinde isteyebilmektedir. Kanunun amacı gereği haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamış her somut olay açısından hâkimin takdirine bırakılmıştır.

Kanunun gerekçesinde haklı sebebe emsal olarak İsviçre öğretisindeki birtakım durumlar örnek gösterilmiştir.“Genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağırılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının sürekli azalması” haklı sebebe örnek olarak gösterilmiştir.

Daha önce de belirttiğimiz üzere, 6102 sayılı TTK’nun en önemli amacı ticari hayatın devamlılığını sağlamaktır. Bu sebeple, madde gereğince her ne kadar haklı sebep olsa da mahkeme fesih kararı vermek zorunda değildir. Feshe ilişkin haklı sebeplerin varlığında dahi, şirketin ekonomik açıdan yaşamasının mümkün olduğu durumlarda mahkeme şirketin feshi yerine; fesih talebinde bulunan pay sahiplerinin pay bedellerinin ödenmesi kaydıyla şirketten çıkarılmalarına veya başka bir çözüme karar verebilir.

3. ANONİM ORTAKLIKTAN ÇIKMA PAYI ALACAĞININ KESİNLEŞMEDEN TAKİBE KONU EDİLMESİ VE UYGULAMADA YAŞANAN SORUNLAR

Bir ortağın, ortağı bulunduğu ticari şirketten şirketteki hissesinin rayiç değeri kendisine ödenmek koşulu ileçıkmasına ilişkin ilamın da kesinleşmeden takibe konu edilebileceği görüşündeyiz.

HMK’nun 350. Maddesi kapsamında yer alan kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmeden takibe konu yapılamasa da anonim şirket ortaklığından çıkma payı alacağının ödenmesi bu nevi ilamlardan değildir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2011 tarihli 2011/3823 E. 2011/19641 K. sayılı kararında; “Somut olayda alacaklılar tarafından icra takibine konu edilen Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 08.04.2010 tarih ve 2009/243 E., 2010/97 K. sayılı ilamı, ticari şirket ortaklığından çıkmaya ilişkin olup takip tarihi itibariyle henüz kesinleşmemiştir. HUMK’nun 443. Maddesinde (HMK 350/2) belirtildiği üzere, ancak gayrimenkule ve buna müteallik ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamazlar. Mahkemece, alacaklılar tarafından icra takibine dayanak yapılan ilamın, az yukarıda açıklanan düzenleme gereğince kesinleşmeden takibe konu edilebilecek ilamlardan olduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.” demiştir.

Yargıtay hükmünde de açıkça dile getirildiği üzere, Anonim şirket ortaklığından çıkmaya ilişkin ortağın pay alacağının kesinleşmeden takibe konu edilmesi mümkündür. Ancak uygulamada Yerel Mahkemeler, Yargıtay görüşünün aksine karar vermektedir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2018/804 E., 2018/2213 K. sayılı kararında da görüldüğü üzereanonim şirketlerin TTK’na göre kurulan tüzel kişilikler olduğunu, bu sebeple HMK 350/2 maddesi gereğince kişiler hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden icraya konulamayacağını göstermektedirler.

Kanunun lafzı gereği kişiler hukuku kapsamında verilen; isim tashihi, soy isim tashihi, yaş tashihi, velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması, babalık davası, nesep tashihi, boşanma ve buna bağlı maddi-manevi tazminat ile iştirak nafakasına dair ilamlarkesinleşmeden takibe konu edilememektedir. Ancakbu kapsamda verilen kararların istisnalarını yine Yargıtay’ın verdiği emsal kararlar oluşturmaktadır. Nitekim katkı payı alacağına ilişkin ilamlar, tedbir nafakasına ilişkin ilamlar, takı bedelinden kaynaklı tazminat alacağına ilişkin ilamlar ile ticari şirket ortaklığından çıkmaya ilişkin ilamlarkesinleşmeden takibe konu yapılabilmektedir.

Dolayısıyla HMK 350/2 maddesi her ne kadar kişiler hukukuna ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu yapılamayacağını ana kural olarak belirtse de Yargıtay kararları ile bu hükmün uygulama alanı daraltılmıştır.

Yerel mahkemelerin ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamın kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceğine ilişkin bir diğer gerekçesi ise ortaklıktan çıkarılma kararının icrasının kayıt ve sicillerde değişiklik yaratacak nitelikte olmasıdır. Ancak yine bu husus da Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin yerleşik nitelikteki kararları ile HMK madde 350 kapsamında görülmemiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2013 tarihli 2013/3083 E. 2013/7792 K. sayılı kararında; “Somut olayda, icra takibinin dayanağı olan … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12.04.2102 tarih, 2011/167 Esas, 2012/82 sayılı kararı, Limited Şirket hisse devrinin hile sebebi ile geçersizliğine, hisselerin alacaklıya aidiyetinin tespitine ve bu hususun Limited Şirket pay defterine tesciline ilişkin olup, HMK 350 gereğince kesinleşmeden takibe konu edilemeyen ilamlardan olmadığından bahisle takibe konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmez.” demiştir.

Dolayısıyla, uygulamada her ne kadar ortaklıktan çıkmaya ilişkin verilen kararların kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği düşünülse de emsal ve yerleşik nitelikteki Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ve 12. Hukuk Dairesi kararları ışığında bu nevi ilamların kişiler hukukuna ilişkin olmadığı ve kesinleşmeden dahi takibe konu edilebileceği görüşündeyiz.

4. LİMİTED ŞİRKETLER BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME

     a. PAY SAHİBİNİN LİMİTED ORTAKLIKTAN ÇIKMA VE ÇIKARILMASI

Limited ortaklıkta, ortağın şirketten ayrılması için kural olarak 5 farklı durum bulunmaktadır. Bunlar 6102 s. TTK’unda açıkça yer verildiği üzere; haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshi yerine davacı ortaya payının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılması, şirket sözleşmesi gereğince ortağın ortaklıktan çıkması, her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemeden şirketten çıkarılmasını istemesi yoluyla ortaklıktan çıkması, ortaklardan birinin çıkma talebinde bulunması durumunda diğer ortağında çıkmaya katılma yoluyla ortaklıktan çıkması, şirket sözleşmesinde yer alması halinde genel kurul kararıyla ortağın ortaklıktan çıkarılmasıdır.

          i. TTK Madde 636/3’de Düzenlenen Limited Şirketin Haklı Nedenle Feshi İstemi Sonucunda Mahkeme Tarafından Verilen Ortaklıktan Çıkma Kararı

TTK Madde 636/3; “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” amir hükmünü düzenlemiştir.

Yapılan bu düzenleme doğrudan doğruya anonim şirketlerin haklı nedenle feshi hükmünü düzenleyen TTK madde 531 ile paralel niteliktedir. Anonim şirketlerin haklı feshinde geçerli olabilecek fesih sebepleri yukarıda değerlendirilmiş olup yine benzer fesih sebepleri gereğince şirket ortağı tarafından limited ortaklığın feshi istenebilecektir. Yapılacak yargılama sonunda mahkeme, limited ortaklığın feshi yerine, şirketin ticari faaliyetine devam edebileceği kanısına varırsa davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkmasına karar verebilir.

          ii. TTK Madde 638/1’de Düzenlenen Şirket Sözleşmesi Gereğince Ortağa Tanınan Ortaklıktan Çıkma Hakkı

TTK Madde 638/1; “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” amir hükmünü düzenlemektedir.

Kanunun açık lafzından da anlaşılacağı üzere, eğer şirket sözleşmesi şirket ortaklarına belirli bir şarta bağlı olarak veya belirli bir şart konulmaksızın şirketten çıkma hakkı tanıyorsa, ortak şirkete ayrılma beyanında bulunarak istemini yerine getirebilir. Ortaklıktan ayrılma beyanı, yenilik kurucu bir beyan olup kural olarak da şekil şartına bağlı değildir.

          iii. TTK Madde 638/2’de Düzenlenen Haklı Sebeplerin Varlığı Halinde Ortağın Mahkemeden Talep Etmesi Sonucu Verilen Ortaklıktan Çıkma Kararı

TTK Madde 638/2; “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” amir hükmünü düzenlemektedir.

Aynı maddenin 1. fıkrasının aksine bu hakkın kullanılabilmesi için şirket sözleşmesinde öngörülmesine gerek bulunmamaktadır. Kanun, haklı sebepleri saymamış, haklı sebebi değerlendirme yetkisini tamamen mahkemeye bırakmıştır. Haklı sebep olarak genellikle TTK madde 245 hükmünde gösterilen “bir ortağın kendisine düşen asli görev ve yükümlülükleri yerine getirmemesi, bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması” gibi durumlar kabul edilmektedir.

Kanun hükmü açık olsa da uygulamada ortaklar öncelikle şirkete beyanda bulunarak çıkma isteğini belirtmekte, çözüm alınamazsa haklı sebep gösterme şartıyla ortaklıktan çıkma adına mahkemede dava açmaktadırlar.

          iiii. TTK Madde 639’da Düzenlenen Çıkmaya Katılma

TTK Madde 639’da düzenlenen hüküm gereğince, ortaklardan birisi şirket sözleşmesi gereğince ortaklıktan çıkmak istediğini veya haklı sebebe dayanarak çıkma davası açtığı taktirde, müdürler durumu diğer ortaklara haber vermekle yükümlüdürler.

Eğer çıkma isteminde bulunan ortak bu isteği şirkete bildirmişse; diğer ortaklar, haberin kendilerine ulaştığı tarihten itibaren 1 ay içerisinde, şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi için de geçerli olduğu taktirde, kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirerek ortaklıktan ayrılabilir.

Eğer şirketten çıkmak isteyen ortak haklı sebebe dayanarak hakkında çıkma kararı verilmesi istemiyle mahkemede dava açmışsa, diğer ortaklar yine haberin kendilerine ulaştığı tarihten itibaren 1 ay içerisinde, açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılabilir ve hakkında çıkma kararı verilmesini isteyebilir.

          iiiii. TTK Madde 640’da Düzenlenen Genel Kurul Kararı ile Ortaklıktan Çıkarma veya Haklı Sebebin Varlığı Halinde Ortaklıktan Çıkarma Kararı

TTK madde 640 hükmü aslında bir ortağın şirketten çıkarılmasını düzenlemektedir. Ortağın şirketten çıkarılmasının iki yolu bulunmaktadır, ilki şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerin varlığı halinde ortaklıktan çıkarma, ikincisi ise haklı sebebin varlığı halinde mahkeme kararıyla şirketten çıkarmadır.

TTK madde 640 hükmü gereğince, ortaklar şirket sözleşmesinde, ortağın şirketten çıkarılması sebeplerini düzenleyebilir. Ancak yapılacak düzenleme kanuna ve ortaklar arasındaki eşit işlem ilkesine uygun olmalıdır. Şirket sözleşmesinde böyle bir düzenleme varsa, TTK madde 621 gereğince temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebilir.

Haklı sebeplerin varlığı halinde ise TTK madde 640/3 hükmü gereğince, şirket haklı sebebin varlığını kanıtlamak suretiyle ortağın ortaklıktan çıkarılması kararı verilmesi amacıyla çıkarma davası açar ve mahkemece ileri sürülen sebep haklı görülürseortağın çıkarılmasına karar verilebilir.

5. LİMİTED ORTAKLIKTAN ÇIKMA PAYI ALACAĞININ KESİNLEŞMEDEN TAKİBE KONU EDİLMESİ VE UYGULAMADA YAŞANAN SORUNLAR

Anonim ortaklıktan çıkma payının kesinleşmeden takibe konu edilmesi ve uygulamada yaşanan sorunlar kısmında bahsettiğimiz üzere kural olarak ortaklıktan çıkma ve çıkarma kararları kesinleşmeden icraya konu edilebilir. Ancak makalenin giriş kısmında da bahsedildiği üzere, limited şirketlere ilişkin ortaklıktan çıkma ve çıkarma kararlarının kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği görüşündeyiz.

Her ne kadar Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin genel görüşü ticari şirket ortaklığından çıkma kararının kesinleşmeden takibe konu edilebileceği yönünde olsa da limitedşirketler bakımdan bu durum ayrılma akçesinin ödenmesini düzenleyen TTK madde 642 gereğince mümkün değildir.

Anonim şirketlerde pay sahibinin pay alacağının ne zaman muaccel hale geleceği kanunda açık şekilde belirtilmemiştir. Ancak limited şirketlere ilişkim TTK madde 642 hükmünde ise ayrılma akçesinin ne zaman muaccel olacağı hüküm altına alınmıştır.

TTK Madde 642; “Ayrılma akçesi;

a) Şirket kullanılabilir bir öz kaynak üzerinde tasarruf ediyorsa,

b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa,

c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa, ayrılma ile muaccel olur.” amir hükmünü düzenlemektedir.

Dolayısıyla düzenlenen özel hüküm gereğince anonim şirketlerdeki düzenlemenin aksine limited şirketlerde alacağın muacceliyeti konusu şüpheden uzak şekilde hüküm altına alınmıştır.

 Burada akıllara gelecek soru ise, limited şirkete ilişkin ayrılma akçesinin ne zaman muaccel olacağını düzenleyen TTK madde 642 hükmünün kıyasen anonim şirketler yönünden uygulama alanı bulup bulmayacağıdır. Bu konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.06.2015 tarihli 2015/2255 E. ve 2015/8166 K. sayılı kararında da “Dava, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Mahkemece 6102 sayılı TTK’nın 638/2 ve 641/1. maddelerine dayalı olarak ortaklıktan çıkmasına izin verilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de esasen anılan madde hükmü limited şirket ortaklığından çıkmaya izne ilişkin olup, 6102 sayılı TTK’da somut uyuşmazlıkta olduğu şekilde kural olarak anonim şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesine ilişkin bir düzenlenme bulunmadığı gibi limited şirketlere ilişkin olarak bahsi geçen hükümlerin anonim şirketler bakımından uygulanma imkanı da bulunmadığından mahkemenin karar gerekçesindeki hukuki nitelemesi isabetli bulunmamaktadır.” denilmiştir.

Dolayısıyla, limited şirketlere ilişkin hükümlerin anonim şirketlere yönelik olarak uygulanamayacağı Yüksek Mahkeme tarafından da kabul edildiğine göre, ayrılma akçesinin (ortaklıktan çıkma payının) ne zaman muaccel hale geleceği yönündeki hüküm de anonim şirketler bakımından uygulanamayacaktır.

Bu doğrultuda ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel hale gelecek olması sebebiyle limited şirketlerde ortaklıktan çıkma veya çıkarılmaya ilişkin hükümler kesinleşmeden takibe konu edilemeyecektir. Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin 2018/804 E. 2018/2213 K. sayılı kararı da limited şirketlerde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma payının kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği yönündedir.

6. SONUÇ

Yukarıda etraflıca değindiğimiz üzere, anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma payının takibe konu edilmesi Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin net görüşü ile sabittir. Ancak uygulamada mahkemeler ortaklıktan çıkma ve çıkarılma kararının kişiler hukukuna ilişkin olduğu; kayıt ve sicilde değişiklik gerektirdiği sebebiyle memur muamelesini şikâyet yoluyla bahse konu takipleri iptal etmektedirler. Kanaatimizce, HMK madde 350 kapsamında yer alan kesinleşmeden takibe konu edilemeyecek ilamların da istisnaları Yargıtay tarafından karara bağlanmaktadır. Bu kapsamda anonim şirket ortaklığından çıkma ve çıkarılmaya ilişkin pay alacağının kesinleşmeden takibe konu edilebileceği görüşündeyiz.

Limited şirket ortaklığı açısından ise durum görüşümüz gereğince farklılık göstermektedir. Detaylıca bahsedildiği üzere, anonim şirketler hakkında düzenlemenin aksine limited şirketlerde ayrılma akçesinin ne zaman muaccel hale geleceği TTK amir hükmü tarafından düzenlenmiş olup ayrılma ile muaccel hala gelen alacağın kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği görüşündeyiz.

Stj. Av. Kerem KÜÇÜKKARA

Haziran 2019

 

7. KAYNAKÇA

  • Kuru, B., 2017, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, Ankara, s. 292.
  • Arslan, R. / Yılmaz, E. / Atvaz, S.T. / Hanağası, E. 2018, İcra ve İflas Hukuku s.385.
  • Kuru, B., 2017, İstinaflı Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, s. 494.
  • Kuru, B., 2013, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 921.
  • Kuru, B., 2016, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, s. 396.
  • Muşul, T., 2017, İcra ve İflas Hukuku Esasları, s. 642.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 29.05.2017, 2015/5563 E. – 2017/7892 K.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 23.05.2013, 2013/3083 E. – 2013/7792 K.
  •  Çelik, A., 2009, Anonim Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarılma, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Bilim Dalı Doktora Tezi, s. 54.
  • Erdem, N., 2012, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Vedat, s. 111.
  • Şahin, A., 2013, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Vedat,s.431.
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2011/3823 E. 2011/19641 K., Tarih: 17.10.2011
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2013/3083 E. 2013/7792 K., Karar Tarihi 23.05.2013
  • Tekinalp, Ü., 2013, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat, s.491, 492, 493,494, 495, 496.
  • Uyar, T. / Uyar, A. / Uyar, C., 2014, İİK Şerhi C:1, s. 696.
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2255 E. ve 2015/8166 K., Tarih: 11.06.2015
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2018/804 E. 2018/2213 K.
  • ERİŞ, G., Gerekçeli – Açıklamalı – İçtihatlı – 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler, Seçkin.
  • SÖNMEZ, Y. Z., 2009, Anonim Ortaklıklarda Pay Sahibinin Ortaklıktan Ayrılma Hakkı, Beta.
  • ALTAŞ, S., 2011, Yeni Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Şirketler, Seçkin.
  • 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, Gerekçesi ve Komisyon Raporu
  • 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Gerekçesi ve Komisyon Raporu
  • Yargıtay Karar Arama (https://karararama.yargitay.gov.tr) – E.T: 05.06.2019

 

 

UYARI: Bu sitede yer alan bilgiler, makaleler, kararlar ve sair paylaşımlar Avukatlık Kanunu, TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği ve TBB Meslek Kuralları ile ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak ve meslek itibarını zedeleyecek her türlü tavır ve davranıştan özenle kaçınılarak hazırlanmaktadır. Site içeriğindeki paylaşımların herhangi birinde reklam, tanıtım, pazarlama, iş sağlama amacı güdülmemektedir. Bu sebeple, bu bilgilerin profesyonel danışmanlık hizmeti yerine geçtiği kabul edilmemelidir. Site içeriğinde bulunan her türlü paylaşım Göçük Hukuk Bürosu ekibinin bilgi ve emeğinin ürünü olup, FSEK kapsamında eser niteliğindedir ve izinsiz kullanımı yasaktır.